“Mutluluk, arzuların tatmin olması ile
ıstırapların başlaması arasındaki
kısacık bir soluktur.”
Gyula Krúdy
“Mutluluk, arzuların tatmin olması ile
ıstırapların başlaması arasındaki
kısacık bir soluktur.”
Gyula Krúdy
Alex ne kadar iyi tenis oynadığından ziyade, yakışıklılığından dolayı hangisi olduğunu tahmin etmeliydim, diye düşündü. Aslında ismini, genellikle acıyla eklenen sıfatlar eşliğinde çok duymuştu
Senin hatan nerede biliyor musun sevgili kardeşim? Sadece mutlu olduğunda resim yapıyorsun. Halbuki en yoğun, en ifade yüklü, en çarpıcı eserlerini verebilmesi için insanın mutluluktan daha güçlü olan duygulara boğulmuş olması gerekiyor.
Hikaye tıpkı bir rapsodi gibi başlar. Sıcak bir yaz gününün rehavetiyle rahat, telaşsız, tasasız… Her şey günlük güneşliktir. Soylu ve varlıklı Macar bir ailenin çocuklarının rüya gibi yaşamlarına tanık oluruz. Bu ailenin ikiz kızlarından biri olan Alexandra’nın hayatta tek bir dileği vardır: sevdiklerinin hep yanında olması.
Özgürlüğü eşsiz kılan uğruna ödediğiniz bedeldir.
Rapsodinin ikinci bölümü Friss adeta bir ordu gibi gelir. Gürüldeyerek! Ezip geçercesine! Yaka yıka! Acımasızca! Yüreğin sıkışır. Canın yanar. Cesur kahramanların yazdığı heybetli destanların sesiyle göğsün kabarır.
Kırık Rapsodi’nin devamı olan Rüya’da, Rüya romanını bitirmeyi başarmıştır. İlgi gören kitabının filmi yapılmaktadır. Başrol oyuncusu Paul’le fırtınalı bir aşk yaşamaya başlayan Rüya yeniden araştırmalar yaparak anneannesinin annesi Alexandra için romanında hayal ettiği mutlu sonun gerçek olduğunu kanıtlamaya çalışır. Bu arada kendisinin de mutluluğu bulabileceğine inanmaya çabalar. Sevgilisinin yardımıyla, sevmekten korkan kalbini açmak için büyük bir iç savaş verir.
Paul son misafirinin arkasından kapıyı kapattıktan sonra yeni bir CD koydu ve elinde iki kadeh kırmızı şarapla Rüya’nın yanına geldi.
“Saat dokuz olmuş Paul. Gitmeliyim. Giselle ve Alain yemeğe bekliyor.”
“Bir yere kıpırdamıyorsun.”
“Yorgunum. Gitsem iyi olacak.”
Kendine eziyet etmek ister gibi çantasından iPod’unu çıkardı. Bir Macar Rapsodisi başlıklı şarkı listesinden İkinci Perde’yi seçti. Kitabını yazarken her tablo için müzikal bir tema belirlemiş ve hemen hemen her sahnede dinlediği farklı parçalar olmuştu. Birinci Tablo’daki en önemli parçalar Do Minör’dü mesela.
Kırık Rapsodi’de, gerek devamı olan Rüya’da müziğin yeri önemli. Anlatının çatısını Franz Liszt’in Macar Rapsodileri’nden esinlenerek üç bölümde kurguladım. Her bölüm gerek temposu, gerek içeriği bakımından bu rapsodilerin farklı bölümlerindeki tempoları ve temaları yansıtıyor.