Kategori: SÖYLEŞİLER

Anasayfa » SÖYLEŞİLER
Yazarlık nasıl başladı?
Yazı

Yazarlık nasıl başladı?

Yazar olabilmek için yaşam tecrübesi edinmem gerekti.

Kendimi bildim bileli yazar olmak istiyordum, diyemeyeceğim. Ancak kendimi bildim bileli bir şekilde kendimi ifade etmenin yollarını arayıp durdum, diyebilirim.

Macar yazar Sándor Márai şöyle diyor: “Sanatkar kişi istese de istemese de, ona itici güç veren yaratıcılığı kendini bir şekilde dışa vurur ve bazen eline bir kalem, bazen bir fırça, bazen de bir heykeltraş bıçağı tutuşturur.”

Yazmak yalnız bir süreç
Yazı

Yazmak yalnız bir süreç

Yazmak her şeyden önce oldukça yalnız bir süreç. Bu başkalarına yazarlığın zor yanlarından biri gibi gelebilir. Ama bana pek o kadar zor gelmiyor. Bazen haftalarca kendimi, yarattığım, hayal ettiğim bir dünyaya gönüllü olarak hapsediyorum. Zaman zaman bu izolasyonun aylar bile sürdüğünü söyleyebilirim. Karakter olarak yalnızlığı sevmeniz lazım.

Yaptığı araştırmanın derinliği, yazarın okuyucusuna saygısının göstergesidir.
Yazı

Yaptığı araştırmanın derinliği, yazarın okuyucusuna saygısının göstergesidir.

Bir edebiyatçının – başka birçok özelliğinin yanı sıra – entellektüel açıdan meraklı biri olması gerekiyor. Araştırmayı, öğrenmeyi sevmesi şart. Hangi konuda yazarsa yazsın, (çok iyi bildiğini varsaydığı bir konuda bile!) mutlaka araştırması gereken ayrıntılar olacaktır. Hele hele, geçmiş zamanları, yaşamadığı bir coğrafyada, yaşamadığı dönemleri, derinlemesine bilmediği bir kültürü anlatmaya soyunduysa, bu araştırma süreci çok uzun sürebiliyor.

Yazarların ikilemi: duygusallık x disiplin
Yazı

Yazarların ikilemi: duygusallık x disiplin

Yazarların ikilemi dediğim bir husus var. Yaratıcı olmalısınız, duygusal ve duyarlı olmalısınız. Ancak, bir yandan da disiplinli olmanız gerekiyor. Fakat yaratıcı ve duygusal yönünüz sizi disiplinli bir çalışma düzeninden uzaklaştırabilen özellikler.

Gerçek bir hikaye mi, kurgu mu?
Yazı

Gerçek bir hikaye mi, kurgu mu?

Kırık Rapsodi ve Rüya gerçeklerle rüyaların karıştığı bir anlatı. Zaman içinde silinmeye yüz tutmuş gerçek bir hikayenin hayallerimle beslenerek, biraz değiştirilmiş, biraz eklentiler, biraz kesintiler yapılmış bir izdüşümü. Kalbimde çok önemli bir yeri olan anneannemin ve büyükdayımın yaşamları var hikayenin özünde. Ancak yaşam öyküleri roman değil. Romanlaştırılabilmeleri için olay örgüsü haline getirilmeleri gerekiyor. Ve bunun için de bir yazarın hayal dünyasıyla beslenerek kurgulanmaları…